Bolu'nun Unutulan Zamanı

- Telegram
Mudurnu'dan yola çıkan kafile, birçok dağ, ova ve vadiyi aşarak, karla karışık yağmurun ıslattığı ve şiddetli soğuğun titrettiği bir yolculuğun ardından Bolu'ya varır. Yorgun ve üşümüş bir şekilde şehre adım attıklarında, onları karşılayan sadece Bolu'nun tarihi sokakları değil, aynı zamanda geçmişin izlerini taşıyan kadim yapılar olur.
Şakir Efendi, Bolu'yu anlatırken, şehrin siluetinde yükselen saat kulesine özellikle dikkat çeker. I. Abdülhamit'in vezirlerinden Ahmet Paşa tarafından yaptırıldığı söylenen bu kule, zamanın izlerini taşır. 1856'da Bolu'ya gelen gezgin A.D. Mortmann, Hisar'ın batı ucunda bir saat kulesi gördüğünü ve üzerinde 1836 tarihli bir kitabe bulunduğunu aktarır. Ancak tarihçilerin farklı görüşleri vardır; kimileri bu kulenin çok daha önce inşa edildiğini düşünmektedir.
Basiret Gazetesi'nin 1877-1878 yıllarına ait haberinde, kulenin harap durumda olduğu ve onarımının gecikmesi halinde tamamen yıkılabileceği belirtilir.
Bolu'ya varan kafileye, Mütesellim ev sahipliği yapar.
Ancak Şakir Efendi, konuk edildiği evi ve ev sahibini pek beğenmez. O gece pek de dinlenemediğini anlatır. Ertesi gün Ramazan Bayramı'dır. Sabahın erken saatlerinde Bolu'nun tepeleri, yemyeşil ağaçları ve güzel doğası arasında yola koyulurlar. Yolculuk, Cağa Gölü civarında, Köroğlu Çeşmesi denilen noktada kısa bir mola ile devam eder.
Şakir Efendi burada, dikkatini çeken bir ayrıntıya değinir. Derbendin içinde, İstanbul'daki Dikilitaş'ın üçte biri büyüklüğünde, üzerinde birkaç satır yazı bulunan bir taş keşfeder. Merakı onu durdurmaz; taşın üzerindeki yazıyı bir kâğıda geçirerek, daha sonra Tokat'ta bir papaza okutmak üzere yanına alır. Papaz, yazıyı okuyunca bunun İskender-i Rumi döneminde yazıldığını söyler. Şakir
Efendi, kitabeyi Sefaretnamesi'ne ekler ve Latince bir çevirisini de not düşer:
"Beni küçükken terbiye eyledi, ona saygı için bu taşı diktirdim ki babamı unuttuğumda hatırlayayım."
Bu anlatı, Şakir Efendi'nin etrafına ne denli dikkatle baktığını, geçmişin izlerini nasıl büyük bir merakla takip ettiğini gösterir. O, sadece bir seyyah değil, aynı zamanda tarihin tanığıdır.
Atlar yeniden yola koyulur. İki kol halinde hareket eden kafile, on iki saat süren bir yolculuğun ardından, gece saat 04.00'te Gerede'ye varır. Yolculuk devam eder; ama Şakir Efendi'nin notları sayesinde, Bolu'nun tarihi geçmişi bugün hâlâ yaşamaya devam eder.