Nerede O Eski Bayramlar?

Nerede O Eski Bayramlar?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

 

Hep deriz ya, "Nerede o eski bayramlar?" diye… Ama mesele gerçekten eski bayramlar mı, yoksa değişen biz mi? O bayramları bayram yapan biz değil miydik? Ne oldu da unuttuk o güzel günleri, ne değişti de bayramları eskisi gibi coşkuyla kutlayamaz olduk?

Bayram sabahları, daha güneş doğmadan başlardı. Sabah namazı için uyanmayanlar doğru suya atılırdı. Tatlı bir telaş içinde herkes camiye yetişmeye çalışırdı. Bugün bu geleneği sürdüren kaldı mı dersiniz? Bildiğim kadarıyla, hâlâ bazı köyler de, 'özellikle  Boyacılar köyü, gençleri arasında' bu güzel adet devam ediyor. Ancak eskisi gibi tüm mahalleyi kapsayan, herkesin birbirini hatırladığı ve hatırlattığı o sıcak atmosfer ne yazık ki giderek kayboluyor.

Namazın ardından bayramlaşma faslı başlardı. Küskünlükler, dargınlıklar bayrama yakışmazdı. Cami avlusunda herkes birbirine sarılır, içtenlikle bayramını kutlardı. Çocuklar en güzel kıyafetlerini giymiş, ellerinde poşetlerle bayram harçlığı ve şeker toplamak için sokaklara dökülmüştü. Şeker toplarken yaşanan tatlı rekabeti hatırlıyor musunuz? "Sen daha çok topladın, yok ben daha çok topladım!" tartışmaları eksik olmazdı. Ama her çocuğun cebinde mutlaka bir avuç dolusu şeker olurdu ve en önemlisi, yüzlerinde kocaman bir gülümseme...

Bayram sadece aile içinde değil, komşularla da paylaşılırdı. Herkes büyüklerini ziyaret eder, ellerini öper, hayır dualarını alırdı. Kapılar sonuna kadar açıktı; "Bugün bayram, misafir olur mu?" diye düşünülmez, aksine misafir beklenirdi. Sofralar bereketlenir, her evde en güzel yemekler pişerdi. Akşam olduğunda ise köy odasında bayram yemeği verilirdi. Herkes kendi evinden tepsi tepsi yemek getirir, büyük bir sofra kurulur, neşeli sohbetler eşliğinde keyifle yenirdi. O sofralarda sadece yemek değil, muhabbet de paylaşılırdı.

Peki, biz ne zaman ve nasıl unuttuk bu adetleri? Teknoloji mi bizi uzaklaştırdı, yoksa modern hayatın telaşı mı? Eskiden bayramlar özeldi, çünkü insanlar birbirine zaman ayırırdı. Şimdi ise bayram sabahı bir mesaj göndermek yetiyor mu gerçekten? Bayram dediğin, bir ekranın karşısından kutlanacak bir şey mi?

Belki de eski bayramları aramak yerine, yeniden o ruhu yaşatmanın yollarını aramalıyız. Büyüklerimizi ziyaret etmeli, çocuklara bayramın ne demek olduğunu öğretmeli, komşularımızın kapısını çalmalı, küslükleri bir kenara bırakmalıyız. Çünkü bayram, sadece takvimde bir gün değil; bayram, insanın içindeki sevgi ve paylaşma duygusudur. Eski bayramları özlemek yerine, onları yeniden yaşamak için adım atmak bizim elimizde…

Unutmayalım ki bayramı bayram yapan biziz. Eğer eski bayramları özlüyorsak, o eski bayramları geri getirmek de yine bizim elimizde…

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.