Bayramınız Bayram Olsun

- Telegram
Bir Ramazan ayını daha geride bıraktık… Ne çabuk geçti değil mi? Daha dün gibi ilk sahura kalkışımız, ilk iftar soframız, ilk teravih namazımız… Oysa şimdi o mübarek günlere veda ediyoruz. İçimizde tatlı bir hüzün var. Çünkü Ramazan’ın bereketini, huzurunu, seher vakitlerinin dinginliğini bırakıp gidiyoruz. Ama aynı zamanda içimiz kıpır kıpır, çünkü sağlıkla, umutla, dualarla ve ibadetlerle bir bayrama daha ulaştık, bizlere bir bayram sevincini daha yaşatan ve gösteren Rabbimize şükürler olsun.
Bayram sabahı, insanın içini sıcacık yapan bir şeydir. Daha gözümüzü açmadan evin içinde bir hareketlilik başlardı eskiden. Annelerimiz erkenden kalkar, mutfakta cevizli çörekler, şerbetler hazırlanırdı. Babalar, dedeler en güzel kıyafetlerini giyer, bayram namazına giderlerdi. Çocuklar ise sabırsızlıkla yataktan fırlardı. Yeni bayramlıklarımızı giyer, en çok da yeni ayakkabılarımızı denemek için sabırsızlanırdık. Sokaklarda yürürken ayakkabının çıkardığı "gıcır gıcır" sesi bile bayramın en güzel tarafıydı sanki...
Ama bayram dediğin sadece yeni kıyafet giymek, şeker yemek değildi ki… Bayram, bir araya gelmekti. Bayram, kapı kapı gezmek, büyüklere “Bayramınız mübarek olsun” demekti. Bayram, el öpüp dua almaktı. Hele büyüklerin avucumuza sıkıştırdığı o buruşuk kâğıt paralar yok mu? O paranın değeri, miktarı önemli değildi bizim için. Çünkü o paranın içinde bayramın bereketi, sevgisi, hatırlanmış olmanın mutluluğu vardı.
Evler misafir dolup taşardı. Kimse kimseyi unutmadan ziyaret eder, en az bir tatlı yemeden, bir bardak çay içmeden kalkılmazdı sofradan. Hele ki komşular… Bayramda komşu, akrabadan farksızdı. O zamanlar bayram, sadece aileyle değil, mahalleyle, köyle, bütün şehirle yaşanırdı...
Şimdi Bayramlar Aynı mı?
Bugün hala bayram ama sanki biraz eksik, biraz sessiz… Çocuklar artık kapı kapı dolaşmıyor, bayram harçlıkları telefonlardan yollanıyor. Bayram mesajları sıcak bir kucaklaşmanın yerine geçmiş. Eskiden bayram, büyüklerin bayramıydı. Şimdi sanki sadece gençlerin tatili gibi oldu…
Ama bayram, tatil değil ki! Bayram, küslükleri bitirmek, uzakları yakın etmek, bir telefon değil, bir ziyaret etmek, eski dostlarla hasret gidermek demek. Ne demiş atalarımız? “Bayram günü küs durulmaz.” Eğer bir kırgınlık varsa, bugün ilk adımı atan biz olalım, sizler olun. Gönüller yapalım, yüzleri güldürelim. Çünkü bayram dediğin, insanın kalbine iyi gelmeli, iyi hissetirmeli...
Hadi bu bayram eski bayramlar gibi olsun! Kapıları çalalım, unutulan büyüklerimizi hatırlayalım, gönüller alalım. Yalnızları yalnız bırakmayalım. O köşede sessizce bekleyen yaşlı teyzemizin, amcamızın kapısını çalalım. O “Kimse gelir mi acaba?” diye iç geçiren, camdan dışarıya bakan gözleri ve gönülleri sevindirelim. Çünkü bayram, paylaştıkça güzelleşir, kalplere dokundukça anlam kazanır.
Değerli Göynüklü hemşehrilerim ve değerli okurlar, Ramazan Bayramınız mübarek olsun! Allah, hepimize sağlıkla, huzurla, bereketle nice bayramlar nasip etsin inşallah. Ve inşallah bu bayram, küslerin barıştığı, dostlukların güçlendiği, sevdiklerimize sımsıkı sarıldığımız, sevginin, sadakatin ve ahde vefanın var olduğu bir bayram olsun.
Bu vesileyle, Göynük Gazetesi’nin yeni sayısı aracılığıyla tüm okurlarımıza sevgilerimi, selamlarımı gönderiyorum. Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, evlerinize eski bayramların neşesi, sofralarınıza bolluk, gönüllerinize huzur diliyorum.
Bayramınız bayram gibi bayram olsun.
Sevgilerimle...