Bayramlar Paylaşmaktır

- Telegram
Ramazan ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve bayrama erdik. Öncelikle, bu güzel günün sevincini paylaşarak başlamak istiyorum. Hepinizin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Umarım bayram, tüm dünyada barışın, sevginin ve dayanışmanın arttığı günlerin habercisi olur.
Bayramlar ne güzeldir… Uzakları yakın eder, kalpleri birleştirir. En çok da büyüklerimizin gözlerindeki parıltıyı görmek değil midir bizi en mutlu eden? Çünkü çocukları, torunları, sevdikleri bir aradadır. Kocaman sofralar kurulur, neşe içinde sohbetler edilir. Sevgi, saygı, kardeşlik ve paylaşma duygusu tüm evi sarar. Örf ve adetlerimizi yaşatmanın en güzel anlarıdır bayramlar.
Genellikle bayram yaklaşınca büyüklerimiz çocukluk anılarına dalar. Biraz özlem, biraz hayıflanma ile içlerinden şu sözler dökülür:
“Ah! Nerede o eski bayramlar…”
Bu sözleri duymak bana da tanıdık geliyor ama o bayramları tam anlamıyla yaşamış biri değilim. Yine de tahmin etmek zor değil… Bayram sabahları büyük bir heyecanla giyilen yeni kıyafetler, mis gibi kokan bayram kahvaltıları, kalabalık aile sofraları, kapı kapı dolaşıp şeker toplayan çocuklar… Küçükken ben de bu geleneği bir nebze olsun yaşayabildim. Kendi mahallemde değil belki ama anneannemin mahallesinde… Orada büyükler daha çoktu, mahalle samimiydi. Elimizde pembe şeker torbalarımızla dolaşır, her kapıyı çaldığımızda “İyi bayramlar!” diye neşeyle seslenirdik. Ve bizleri en mutlu eden cümle:
“Durun çocuklar, size şeker getireyim!”
Ne güzel bir gelenekti bu… Bugün çocuklarımızın sokaklarda şeker toplamadığını, bayram ziyaretlerinin azaldığını görmek üzücü. Oysa bu basit gibi görünen gelenekler, çocuklara özgüven kazandırır, onları sosyalleştirir, büyükleriyle iletişim kurmayı öğretir. Belki de bu yüzden geçmişin bayramları daha sıcak ve samimi hissediliyor.
Ama bayram sadece şeker toplamak değil, aynı zamanda paylaşmak, hatırlamak ve hatırlanmak demektir. Hepimizin ailesi var, gidecek bir kapısı var belki… Peki ya bayramda ziyaretine gelecek kimsesi olmayanlar? Bayram yalnız yaşayan yaşlılar, kimsesiz çocuklar, uzaklardaki dostlar için de hatırlanmak demektir. Bir telefon, küçük bir ziyaret ya da içten bir mesaj bile onları mutlu etmeye yeter.
Elbette bayram aynı zamanda tatildir, dinlenmek hepimizin hakkı. Ama unutmayalım ki büyüklerimiz, bizi sevgileriyle büyütüp bugünlere getiren en kıymetli varlıklarımızdır. Bayramları bir tatilden öte, onların gönüllerini almak için bir fırsat olarak görmeliyiz. Eğer ziyaret edemiyorsak bile en azından bir telefonla, küçük bir hediyeyle bayramlarını kutlamalıyız.
Şimdi büyüklerimin yanına gidip misafirlere kolonya tutmak için sabırsızlanıyorum. Çünkü bu sadece bir nezaket değil, aynı zamanda bir gelenek. Çocukların eline mendil, şeker ya da harçlık sıkıştıran o güzel insanlar hâlâ var. Onlar bayramın ruhunu yaşatanlar… Bizler de bu coşkuyu kaybetmeden, bayramları unutulmaz kılan değerlerimize sahip çıkmalıyız.
Şimdiden herkesin bayramı mübarek olsun. Daha nice bayramlarda bir arada olmak dileğiyle…